Genc Hisss

Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.
Genc Hisss

GENÇ HİS.....Gençliğin Yeni Hisleri.....


    Kilis Adı Tarihi

    HaYaLeT
    HaYaLeT
    developper
    developper


    Mesaj Sayısı : 102
    Points : 5818
    Kayıt tarihi : 31/03/09
    Yaş : 30
    Nerden : TRabzon

    Kişi sayfası
    Alan:
    Kilis Adı Tarihi Left_bar_bleue10/10Kilis Adı Tarihi Empty_bar_bleue  (10/10)

    Kilis Adı Tarihi Empty Kilis Adı Tarihi

    Mesaj tarafından HaYaLeT Paz Nis. 12 2009, 15:50

    KİLİS ADI:

    Yukarı Makedonya da Pella yakınlarında C y r r h ü s denen bir kentle aynı adı taşıdığı ve Osmanlı kaynaklarında, oradakinin
    Bosna Kilisi veya Kilis Kalesi, burasının da;Halep Kilisi olarak geçtiği biliniyor. Prof. Filip Hitti de (Sematik Literatür
    Profesörü),History Of Sury adlı eser (S.292) bu bilgileri doğruluyor, Sözcüğün Makedon kökenli olduğu buna dayandırılır.

    Okunuşu Kiris olup, Kilis sözcüğüne fonetik bakımından büyük benzerlik göstermektedir. VIII. Yüzyılda, bölgemize
    Müslümanlığı kabul eden Türkmenler gelmeye başlamıştı. Kilis adının bunlar tarafından konulduğu veya Türk-Yakut ağzında
    Kilis sözcüğünün düz, perdahlanmış anlamında kullanılması nedeniyle, günümüze böyle ulaştığı tahmin ediliyor. Grand Dictioner
    de İsmail Hami Danişment, Cyrrhus sözcüğünü KİRİS olarak söylemlemekte ve anlamını da Efendi olarak yazmaktadır.
    Büyük olasılıkla, Türkmenler Kiris'i, KİLİS olarak söylemlemiş, bugünkü yer de KİLİS olarak isimlendirmiştir. Şor Türkleri de,
    bal dalağına Kili s derlerdi.

    Sözcük, Araplar tarafından Killiz biçiminde söylenmiştir. X. yüzyılda (985) Bardas Fokas tarafından Araplardan alındığında,
    onlardan esinlenerek Killiz olarak ilk kez kaynaklara geçtiği görülüyor. (Bak! İstanbul Üniversitesi yayınları No. 1528 Ernest
    Honigman Bizans Devletinin Doğu Sınırı Çeviren Fikret Iştan S.103 ) Bu nedenle sözcük KİLİS olarak yerleşmiştir.

    Necip Asım Bey (Yazıksız-Balhasanoğlıı) da 1902de Budapeşte'de Keleti Szemle adlı dergiye yazdığı, Türkçe'de Kilis
    Lehçesi başlıklı Fransızca makalesinde, şunları yazmaktadır:;

    Asım Efendi (Antepli Mütercim Asım Efendi) ve günümüz yazarlarından bir kaçı Kilis sözcüğünün Arapça'dan geldiğini ve bir
    araya toplama (Bir araya getirme) anlamına geldiğini belirtmektedirler. Ayrıca Azez ve çevresinin Timurlenk tarafından yakılıp
    yıkılmasından sonra yöre halkının Kilise göçerek ve burayı kurarak,, yeniden toplanmalarının anısına bu adı verdikleri
    doğrultusundaki düşünceyi desteklemektedirler. Bana göre ise, bu bir yanılgı. Zira, bu kent (İslamlarca) fethedilmeden önceleri
    de Kilis namıyla anılmaktaydı. Yörede bulunan arkeolojik kalıntılar ve kentle ilgili belgeler, Romalılar dan kaldığını
    göstermektedir. Zeytinlikler ve daha başka Roma dönemi izi taşıyan sözcükler, Kilisin Roma uygarlığının zenginliklerini taşıdığı
    doğrultusundadır denmektedir. Böylece sözcüğün Arapça kökenli olmadığı tarihçi bu hemşehrimizce de kabul edilmektedir.

    Romalıların da bu ismi Cyrrhuss sözcüğünden alarak kullandıkları anlaşılıyor..


    TARİHİ:

    Türklerin Anadolu'ya yerleşmelerinden önce, yörenin tüm tarihsel süreçlerini yaşamış olan Kilisin, Orta Tunç çağından beri
    önemli bir yerleşim merkezi olduğu bilinmektedir.

    Hicretin daha ilk yıllarında (622 sonrası) İslam egemenliği altına giren kent, Bizans a karşı bir sınır karakolu niteliğini
    sürdürmüştür. Bu yıllarda, Halep ili merkez san-cağına bağlı olan Kilis'te 5000'i çeşitli dinlerden olmak üzere 20.000 nüfusun
    yaşadığı bilinmektedir.

    Cumhuriyet döneminde, Gaziantep İline bağlı serhat bir ilçe olan Kilis, yıllardır hasretini duyduğu il olma isteğine, 6 Haziran
    1995 tarihinde kavuşmuştur.

    Güneydoğu Anadolu Bölgesinin batısında yer alan Kilis, 1.520 km2 lik bir yüzölçümüne sahiptir. İlim izde Akdeniz iklimi
    yaşanmaktadır. Rakımı 650-1000 m. civarındadır. İl Merkezi, Suriye sınırında bulunan Öncüpınar Sınır Kapısına 6 km.
    mesafede olup Suriye ve ile olan sınır uzunluğu 111 km dir. Bazı bölgeleri dağlık bir araziye de sahip olan Kilis, doğusundan,
    batısından ve kuzeyinden Gaziantep İli sınırları ile güneyinden ise Suriye ile çevrilidir. İslâhiye'den çıkıp Kilis topraklarından
    geçerek Suriye'ye giden Afrin Çayı, Sabunsuyu Deresi ile Balıksuyu Deresi ve Sinnep Çayı (Seve Suyu) önemli su varlıklarıdır.
    Bunun yanında Resul Osman Dağı ve Kotal Dağı bölgemizin önemli yükseltileridir.

    Kilis İlinin toplam nüfusu 111.115 dir. Nüfusun 67.542 si İl ve İlçe merkezlerinde, 43.573ü ise köylerde ikamet etmektedir.
    Kilis İl merkezinin nüfusu 63.080 dir

    Kilis in Elbeyli, Musabeyli ve Polateli olmak üzere üç ilçesi, 138 köyü, Yavuzlu adın-da bir beldesi ve 61 de mezrası vardır.

    Ekonomisi tarıma dayalı olan Kilis'te üzüm ve zeytincilik en önemli ürünlerdir. Son yıllarda yapımı süren Küçük Sanayi Sitesi ve
    alt yapısı tamamlanan Kilis Organize Sanayi Bölgesi ile sanayileşme de başlamıştır.

    Bir tarih ve kültür şehri olan Kilis'te, 2 yüksekokul ve Kilis Eğitim Fakültesi eğitimini sürdürmektedir.

    Kilisin önemli tarihi yerlerinden olan, M.Ö. 10.000 yılının ortalarında iskana açıldığı ve ilk yerleşim birimi olduğu belirlenen
    Oylumhöyüğü ören yerinde kazı çalışmaları devam etmektedir.


    İDARİ YAPI

    Kilis ilinin yüzölçümü 1521 km2 olup, 19997 sayımına göre nüfusu 107 bin 827, merkez nüfusu 63 bin 363' tür. Merkezle
    birlikte 4 ilçe, bir belde, 138 köyü vardır.

    Kilis, Gaziantep ilinin bir ilçesi iken, Bakanlar Kurulu' nun 03.06.1995 tarih ve 550 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamesi ile il
    statüsüne kavuşturulmuş ve söz konusu kararnamenin 06.06.1995 tarihli 22305 sayılı Resmi Gazete' de yayımlanmasıyla
    yürürlüğe girmiştir. Böylece Kilis, Türkiye' nin 79. ili olmuştur.

    Kilis ilçe iken, bucak olan Musabeyli ve Polateli, ilçe statüsüne kavuşturularak ilimize bağlanmıştır. Gaziantep ilinin bir ilçesi olan
    Oğuzeli' ne bağlı Elbeyli bucağı da ilçe statüsüne kavuşturulmuş ve ilimize bağlanmıştır.





    Milli Mücadelede Kilis

    (Ahmet BARUTÇU)

    Kilis kenti düşman işgalinden 77 yıl önce kurtuldu. Bu kurtuluş günü tarihte 7 Aralık 1921 olarak kayıtlıdır.

    Birinci Dünya Savaşı'nda oyuna getirilen Osmanlı İmparatorluğunu parselleyen işgal kuvvetleri, bir yandan Türkleri yok
    etme çabalarını tezgahlamaya çalışıyorlardı.

    Üzerine kara bulutlar çöken yurdumuzun her yanında kan ağlayan ulusumuz, içinde sönmeyen mücadele volkanının
    yeniden filizleneceği uygun bir zamanı ve ortamı bekliyordu.

    Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u. Mustafa Kemal'in Samsun'a ayak basışı tüm ulusumuz için Kurtuluş Savaşı'nın ilk belirgin işareti
    oluyordu.

    Türk Ordusu'nun yanı sıra yer yer silaha sarılarak yurdu düşmandan kurtarma çalışmalarına katılan Kuvayi Milliyeciler'in
    bir grubu da Kilis ve yöresinde faaliyete geçmişti. Kilis caddelerinde çalımlı turlar atan Fransız askerleri bu yörede de
    tutunamayacaklarını kısa sürede anladılar. Bir umutla giriştikleri yıldırma politikaları kısa sürede iflas etti.

    Kentin batısındaki zeytinlik ve bağlarda üstlenen Kuvayi Milliyeci'ler gece baskınları ile işgalcileri şaşkına çeviriyorlardı.
    Kuvayi Milliyeciler'in mücadelesi giderek artan hücum ve baskınları sonrasında Fransız'lar Kilis'e geldiklerinden çok farklı
    biçimde ve arkalarına bakmadan kenti terk ettiler.

    Kilis'i düşman işgalinden kurtarmak için tarihe altın sayfalar açanlar, "Ölmek var, dönmek yok" parolasıyla yola çıktılar.
    Öldüler, fakat dönmediler. Cepheden Cepheye koştular. Analar oğullarını şehit verdiler. Küçük yavrular babalarını bir
    daha geri göremediler. Bir bir çoğaldı güçlü ordu oldular.

    O karanlık günlerde güney cephesinden Kilis'e gelen Mustafa Kemal, Anadolu harekatını başlatırken, Kilis Hükümet
    Konağı'nın önünde toplananlara şöyle sesleniyordu: "İlk ayak Bastığım Türk toprağındaki bu uyanıklığa cidden hayran
    kaldım. Ve bir daha iman ettim ki bu millet asla ölmeyecektir. Var olun aziz Kilisliler."

      Forum Saati Paz Mayıs 12 2024, 04:48